Pazartesi, Eylül 07, 2009

GÜZEL ARAPÇA

Pazar, Ağustos 30, 2009

KIRIKKALE ANADOLU FM
































KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM Anadolu FM kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale kırıkkale
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM
Anadolu FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM KIRIKKALE ANADOLU FM Anadolu FM


Pazartesi, Temmuz 20, 2009

HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )

HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a ) HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a ) HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )HASBİ ABDULKERİM HOCAEFENDİ ( r.a )
Hasbi Abdulkerim Hoca efendi (Rha) 1941 yılında doğdu.Peygamber Efendimizin sünnetlerini yaşayıp, sünnetlerine çok değer veren mübarek bir Hadis Alimi idi.
Hasbi Abdulkerim Hoca efendi (Rha) 1941 yılında doğdu.Peygamber Efendimizin sünnetlerini yaşayıp, sünnetlerine çok değer veren mübarek bir Hadis Alimi idi. Hasbi Abdulkerim Hoca efendi 1941 Doğumlu olup İsmailağa camisinde 40 sene müezzinlik yaptı ve oradan'da emekli oldu.
Alihaydar Efendi'nin (ks) müridiydi,onun hizmetinde bulundu ve tekke'sinde derslerine katıldı.
İsmailağa Cami'sinde hiçbir karşılık beklemeden Hadis dersleri veriridi.
Hakka,hukuka çok dikkat eden ve Hafız'lığa çok önem veren birisi idi.
Ailesine çok düşkün 3 kız babası idi.
Hasbi Abdulkerim Hoca efendi 25 kere Hacc'a gitmiştir.Her hacca gittiğinde ''ALLAH'ım!Benim ruhumu burda al ama bu sene değil''sözü meşhurdur...


2001'Nisan'da geçirmiş olduğu fıtık ameliyatında hayata veda etti.
Edirnekapı Şehitliğine defnedilmiştir.


Efendi Hazretleri’nin bacanağı, müezzini, sadık muhibbi HASBİ ABDULKERİM (Rha.) Hocamız, Allah(c.c.) ve Resulullah aşığı, Kabe-i Muazzama ve Medine-i Münevvere sevdalısı, Hadis muallimi, Hattat, Hatip, sert ve mert tabiatlı, Hakkı söyleyen, İlme ve Alimlere çok değer veren ilmindeki ihtisasıyla bilinen bir alimdi.


İsmail Ağa cemaatinin sembollerinden olan Hasbi Efendi sert görüntüsünün arkasında çok hassas, çok güzel anlatıma sahip olan fakat münafıkların sevmediği bir muhteremdi.


Ömrünün son demlerinde o celalli şahsiyet, İsmail Ağa Camii’nin kürsüsünde, Allah(c.c.) ve Resullullah’ dan bahsedince kendini tutamaz ve kürsüde gözleri iki çeşme olurdu.


Kur’an-ı Kerim’e ve cemaatle namaza çok titizlik gösteren hocamız vaaz uslübuyla her seviyedeki insana çok tesirliydi. Yağcılığı dalkavukluğu hiç sevmeyen, talebe parası yemeyen, talebeye yediren Allah(c.c.) ın cici kullarındandı.


Üstadımız Hazretleri, Hasbi Efendinin vefatından sonra, onun için; “Çok vaaz ederdi, Politikayı da hiç sevmezdi” sözüyle, onun özelliğinden bahsetmişti, vaazlarında…Yeri doldurulamıyacak Hocaefendilerdendi. Allah(c.c.) şefaatine layık eylesin.


Ruhu için Fatiha ve üç İhlas’ı şerif.

Ahmed Husrev Altınbaşak Kimdir ?


Ahmed Husrev Altınbaşak
Ahmed Husrev Altınbaşak
Ahmed Husrev Altınbaşak
Ahmed Husrev Altınbaşak






“Ben dava eder ve isbat ederim ki: Bu soğukta soğuk muâmele gören ve millete ve vatana zararlı tevehhüm edilen ve vucudça hastalıklı bulunan Hüsrev, Türk miletinin manevî büyük bir kahramanı ve bu vatanın bir halaskârıdır. Ve Türk milleti onunla iftihar edecek bir hâlis fedâkârıdır. Ve sırrı ihlâsa tam mazhar olduğundan, benlik ve riyâkârlık ve şöhretperestlik bulunmaması cihetiyle, çok hizmeti vataniye ve milliyesinden bir ikisini beyân etmek zamanı geldi…”
Bedîüzzaman


Tevâfuklu Kur’ân-ı Kerîm’in kâtibi Ahmed Husrev Efendi, 1899 yılında Isparta’nın Senirce köyünde dünyaya geldi.

Soyu, baba tarafından Hz. Ebûbekir radıyallahü anh’e, anne tarafından Hz. Hüseyin radıyallâhü anh’e dayanmaktadır.

Henüz İdâdî’yi bitiremeden askere alınan Husrev Efendi, İstiklâl Harbi’ne teğmen rütbesiyle katıldı.

Batı Cephesi’nin Yunanlılarla yapılan çetin muharebeleri esnasında Manisa civarında esir düştü.

Bir buçuk yıllık esâret hayatından sonra memleketine dönen Husrev Efendi, 1931 senesinde Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri ile tanıştı ve ona intisab etti.
Bu intisaptan sonra bütün hayatını, iman ve Kur’ân hizmetine, vakfetti.

Husrev Efendi; ihlâsı, gayreti ve hizmetleriyle kısa zamanda Risâle-i Nûr hizmetinde temâyüz etti.

Bedîüzzaman Hazretleri’nin eserlerinde adından en çok bahsettiği talebesi odur. O, üstâdı Bedîüzzaman Hazretleri’nin hem talebesi, hem kendisinden sonra onun hizmetini devam ettiren bir da‘vâ arkadaşı olarak, son asırda yapılan büyük tahrîbâtlarda, ehl-i îmânın mukaddes değerlerini kurtarma, sâhib çıkma ve o yangını muvaffakiyetle söndürme gayretlerinde bir himmet seferberliğinin ön saflarında büyük fedâkârlıklar ve hizmetler yapmış, çileler çekmiş bir İslâm kahramânıdır.
Ayrıca Bedîüzzaman Hazretleri bütün talebelerine her safhada onu örnek ve ölçü göstermiş, Nur Talebelerine ‘Bir küçük Husrev’, ‘Denizli’nin Husrev’i’, ‘Kastamonu Husrev’i’ gibi ünvanlar vermiş ve Husrev Efendi’yi en yakın dava arkadaşı, hizmette omuzdaşı, kendisinden sonra davasını temsil edecek bir hayru’l-halefi olarak kabul ve takdim etmiştir.

Bedîüzzaman Hazretleri ile birlikte 1935’te Eskişehir, 1943’de Denizli ve 1947’de Afyon’da yargılandı ve yıllar boyu memleket hapishaneleri, onların çilehaneleri oldu.

“Bu dünyada, hususan uhrevî hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçı, en metin bir nokta-i istinad, en kısa bir tarîk-ı hakikat, en makbul bir dua-yı manevî, en kerametli bir vesile-i makasıd, en yüksek bir haslet, en sâfi bir ubudiyet: İhlastır.”
Lem'alar


1941’de, İkinci Dünya Savaşı sırasında ihtiyat subayı olarak tekrar askere alındı. Fethiye’de îfâ ettiği, yaklaşık bir buçuk sene süren bu ikinci askerlik vazifesinden üsteğmen rütbesiyle terhis edildi.

1960 senesinde, Üstad Bedîüzzaman Haz­ret­leri’nin vefâtından sonra, ondan aldığı manevî mirası istikbâle taşımak için Risâle-i Nur hizmetlerini bizzat sevk ve idare etmeye başladı.

Bedîüzzaman Hazretlerinin vefatından sonra 1963’te Isparta’da, 1971’de Eskişehir’de yıllarca yargılandı ve zindanlarda yattı.

Henüz çoklarının açıkça müdâfaa etmekten çekindikleri, İslâm hesâbına en ufak bir adım için dahi ağır bedellerin ödendiği o sıkıntılı günlerde, Nûr Talebeleri bir güneş gibi ışıldayan ve ehl-i îmânı kucaklayan hizmetleriyle; haklarında düzenlenen iddiânâmelerde, “hakâik-ı îmâniye ve şeâir-i İslâmiyeyi muhâfaza ve i‘lân uğruna, yasa dışı cem‘iyetçilikle, şerîatçılıkla, hilâfet-i İslâmiyeyi te’sîs gâyesiyle, devletin temel yapısını değiştirmeye yönelik faâliyetlerle” suçlanıyor, berâat ediyor, tekrar suçlanıyor, hattâ sâdece bir sünnet-i seniyeyi muhâfaza için, sarıkla namaz kılmak yüzünden hapis yatıp çıkıyor, Risâle-i Nûr’dan aldıkları feyz ile hizmetlerindeki kararlılıklarını devâm ettiriyorlardı.

Husûsan 1971 muhtırasından sonra, 72 yaşındaki bir ihtiyarın 96 talebesi ile birlikte, îzâhı bile müşkil ağır şartlar altında mahkemeye verilip, o günkü sıkıyönetim mahkemelerinde 7 yıl hüküm giymesi, Husrev Efendi’nin o yaşta dahi mücâdele rûhunu ve anlayışını göstermesi bakımından, artık târihe mâl olmuş bir ibret vesîkasıdır.

O, çileli hayatını tarih sayfalarına altın harflerle yazılacak hizmetlerle nurânileştirdi.

Hayatının son günlerine kadar kalemi elinden hiç bırakmadı.

Üstadından devraldığı bu iman ve Kur’an hizmetini, hiçbir menfî cereyana ve siyasete âlet etmeden, kirletmeden, tahrif ve tahrip etmeden yeni nesillere taşımak için gayret etti. O, hizmetinden servet sahibi olan değil, servetini hizmetine feda eden; ve atalarından intikal eden dünyevi cihetle bilinen zenginliğini, hususi dünyasında asla yaşamayan numûne insandı.

1977 Ağustos’unun 20’sinde, mübarek bir Ramazan günü İstanbul’da Rabb-i Rahîm’ine kavuştu.

Cenâzesi, yetiştirdiği ve geride bıraktığı binlerce talebesi tarafından, Isparta kabristanına defnedildi. Rahmetullâhi Aleyh.

“Husrev gibi bir Nur kahramanından, benim yerimde ve Nur’un şahs-ı manevîsinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir.
Onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risâle-i Nur’un aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişân edenlerin lehinde bir azîm hıyânettir!”
Bedîüzzaman

Salı, Temmuz 07, 2009

YANIYOR YÜREĞİM



YANIYOR YÜREĞİM
Ahdim var Rabbime Ahdim var Rabbime


YANIYOR YÜREĞİM
YANIYOR YÜREĞİM

Perşembe, Mayıs 28, 2009

arılıçık


Perşembe, Mayıs 14, 2009

Bediüzzaman'ın talebelerinden Ali İhsan Tola, Hakk'a yürüdü


Bediüzzaman'ın talebelerinden Ali İhsan Tola, Hakk'a yürüdü


Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Ali İhsan Tola (82) Isparta'nın Senirkent ilçesinde dün sabah Hakk'ın rahmetine kavuştu. Uzun bir süredir sağlık problemleri nedeniyle dışarıya çıkamayan Tola, Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçileriyle evinde görüşüyordu.



Misafirlerine hep müspet hareket ve sabrı tavsiye eden hocaefendinin vefat haberini alan talebeleri ve sevenleri, ilçeye akın etti. Eczacılık da yapan Tola, bitkilerden elde ettiği ilaçları ve terkipleri hastalarına ücretsiz dağıtıyordu.

Hocaefendinin kızı Handan Tola, babasının hayatı boyunca bir dakika bile nefsi için yaşamadığına şahit olduğunu belirtti. Ömrünün son dakikalarına kadar hep Hakk'ı anlatma gayreti içinde olduğunu ifade ederek, "Son saatlerinde dahi bütün gücünü toplayıp kendisini muayene etmeye gelen doktorlara bile bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Hayatı da hep öyle geçti zaten." dedi. Torunu eczacı Ömer Tola da dedesinin Türkiye'nin her tarafından ziyarete gelenlere sohbetler ettiğini, hasta olmasına rağmen onları dinleyerek sorularına cevap vermeye çalıştığını aktardı. Yeğenlerinden Abdullah Tola ise şunları söyledi: "Amcam ilmî ve tıbbî alanda da ciddi çalışmalar yaptı. Aynı zamanda orman mühendisiydi. Organik tarım, ekolojik dengenin korunması adına birtakım projeleri vardı. Bitkilerden elde ettiği ilaçları ve terkipleri hastalara ücretsiz dağıtırdı. Hangi bitkinin hangi hastalığa ve kaç gram kullanılması gerektiğini bilirdi. Birçok insan yanına girer, kafasındaki soruyu soramadan cevabını alır çıkardı. Buna birçok kez şahit olmuşumdur."

1927 yılında Senirkent ilçesinde doğan Tola'nın 3'ü kız, 1'i erkek 4 evladı bulunuyor. 1960 yıllardan bu yana ömrünü iman ve Kur'an hizmetine adayan hocaefendinin cenazesi, bugün Senirkent'teki Pazarcık Camii'nde öğle namazını müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.